2.3.ÇOK KATMANLI İNSAN YAKLAŞIMININ GEREKLİLİĞİ

İnsan davranışına ilişkin kuramsal yaklaşımlar incelendiğinde, çoğu modelin belirli bir açıklama düzeyine odaklandığı görülmektedir.

Bazı kuramlar davranışlara ağırlık verirken, bazıları düşüncelere, bazıları duygulara, bazıları ise fizyolojik süreçlere odaklanmaktadır.

Bu yaklaşımların her biri değerli katkılar sağlamış olsa da insan deneyimi çoğu zaman bu açıklamaların ötesinde bir karmaşıklık göstermektedir.

Örneğin bir bireyin topluluk önünde konuşmaktan kaçındığını düşünelim.

Bu davranış yalnızca davranışsal düzeyde incelendiğinde “kaçınma” olarak tanımlanabilir.

Bilişsel düzeyde incelendiğinde “başarısız olacağım” düşüncesi görülebilir.

Duygusal düzeyde kaygı ortaya çıkabilir.

Somatik düzeyde kalp atışlarında hızlanma, nefes ritminde değişim veya kas gerginliği gözlenebilir.

Öz bilinç düzeyinde kişi kendisini yetersiz olarak değerlendirebilir.

Kimlik düzeyinde ise “Ben zaten iyi bir konuşmacı değilim” biçiminde kalıcı bir yorum geliştirmiş olabilir.

Görüldüğü gibi tek bir davranışın altında farklı sistemler eş zamanlı olarak çalışmaktadır.

NSP’nin çok katmanlı yaklaşımı tam olarak bu noktada ortaya çıkmaktadır.

NSP’ye göre insan davranışı, birbirinden bağımsız çalışan süreçlerin toplamı değil; sürekli etkileşim halinde bulunan katmanların oluşturduğu dinamik bir sistemdir.

Bu sistem içerisinde meydana gelen değişimler diğer katmanları da etkileyebilmektedir.

Dolayısıyla davranışın anlaşılması için yalnızca sonuca değil, sonucu üreten katmanlar arasındaki ilişkilere de bakılması gerekmektedir.

Bu bakış açısı NSP’nin ilerleyen bölümlerde ayrıntılı biçimde açıklanacak olan Altı Katmanlı İnsan Modeli’nin teorik temelini oluşturmaktadır.

Nöro Somatik Programlama
yukarı