Travma ve somatik kayıtları ele aldığımız önceki bölümde, bazı yaşantıların insan organizasyonu üzerinde kalıcı etkiler bırakabileceğini değerlendirdik.
Ancak yıllar boyunca yaptığım çalışmalar sırasında dikkatimi çeken önemli bir gerçek daha vardı.
İnsan bedeninde gözlemlediğimiz her organizasyon travmatik deneyimlerden kaynaklanmıyordu.
Bazı insanlar herhangi bir travmatik yaşantı tanımlamamalarına rağmen belirli bedensel örüntüler sergileyebiliyordu.
Bazıları sürekli gerilim taşıyordu.
Bazıları sürekli geri çekiliyordu.
Bazıları yaşamı sürekli savunma pozisyonunda deneyimliyordu.
Bazıları ise farkında olmadan belirli bedensel alışkanlıkları tekrar ediyordu.
Bu gözlem beni önemli bir soruya yöneltti:
Beden yalnızca travmaları mı taşır, yoksa öğrenilmiş yaşam organizasyonlarını da sürdürebilir mi?
NSP Somatik Hafıza ve Bedensel Organizasyon Kuramı bu soruya cevap arama çabasının sonucunda ortaya çıkmıştır.
Somatik hafıza kavramı NSP içerisinde bedenin geçmiş deneyimlerden etkilenen organizasyonel eğilimlerini ifade etmek amacıyla kullanılmaktadır.
Burada özellikle önemli bir ayrım yapmak gerekir.
NSP açısından somatik hafıza, bedenin olayları ayrıntılı biçimde depoladığı anlamına gelmemektedir.
Somatik hafıza kavramıyla ifade edilen şey, belirli deneyimlerin zaman içerisinde bedensel organizasyonlar oluşturabilmesidir.
İnsan yaşamı boyunca binlerce deneyim yaşar.
Bu deneyimlerin bir kısmı düşünsel alışkanlıklar oluşturur.
Bir kısmı duygusal alışkanlıklar oluşturur.
Bir kısmı ise bedensel organizasyonlar oluşturabilir.
NSP somatik hafıza kavramını bu organizasyonel sürekliliği açıklamak amacıyla kullanmaktadır.
NSP açısından beden yalnızca biyolojik bir yapı değildir.
Beden aynı zamanda deneyimlerle şekillenen bir organizasyon sistemidir.
Nasıl ki insan zihni öğrenebiliyorsa, beden de belirli organizasyonlar geliştirebilir.
Belirli duruşlar tekrar edilebilir.
Belirli nefes örüntüleri alışkanlık haline gelebilir.
Belirli hareket biçimleri zaman içerisinde otomatikleşebilir.
Bu durum bedenin öğrenme kapasitesine işaret etmektedir.
NSP açısından bedensel organizasyonların önemli bir bölümü bu öğrenme süreçleriyle ilişkilidir.
NSP’ye göre bedensel organizasyon, bireyin yaşamla kurduğu ilişkinin bedensel düzeydeki düzenlenme biçimidir.
Bu organizasyon;
* Duruşlarda,
* Hareketlerde,
* Nefes alışverişinde,
* Kas tonusunda,
* Temas kurma biçimlerinde,
* Alan kullanma biçimlerinde,
Kendini gösterebilir.
Bedensel organizasyonlar çoğu zaman bilinçli olarak oluşturulmaz.
Ancak zaman içerisinde bireyin yaşam deneyiminin doğal bir parçası haline gelebilir.
NSP açısından somatik organizasyonlar tek bir nedenden kaynaklanmaz.
Birçok farklı etken bu sürece katkıda bulunabilir.
Tekrarlayan Deneyimler
Sürekli tekrar eden yaşantılar belirli bedensel örüntüler oluşturabilir.
Duygusal Öğrenmeler
Belirli duygusal deneyimler belirli bedensel organizasyonlarla ilişki geliştirebilir.
Sosyal Öğrenmeler
İnsan çevresinden yalnızca düşünce öğrenmez.
Duruş, ifade biçimi ve bedensel tepkiler de öğrenebilir.
Kimlik Organizasyonları
Kişinin kendisini nasıl tanımladığı bedensel organizasyonları etkileyebilir.
Bu kitabın önceki bölümlerinde öz bilincin insan yaşamındaki merkezi rolünü ele aldık.
Ancak öz bilinç yalnızca zihinsel bir deneyim değildir.
İnsan kendisini bedeni aracılığıyla da deneyimler.
Bazı bireyler yaşamı genişleme hissiyle deneyimlerken, bazıları sürekli daralma hissiyle yaşayabilir.
Bazıları kendilerini güçlü hissederken, bazıları sürekli çekingen hissedebilir.
Bu deneyimlerin bir bölümü bedensel organizasyonlarla ilişki içerisinde olabilir.
Bu nedenle NSP açısından somatik hafıza ile öz bilinç arasında karşılıklı bir etkileşim bulunmaktadır.
Kimlik yalnızca sözel bir tanım değildir.
Kimlik aynı zamanda yaşanan bir deneyimdir.
Bir insan kendisini görünmez olarak deneyimliyorsa bu durum zamanla bedensel organizasyonlara da yansıyabilir.
Bir insan kendisini güçlü olarak deneyimliyorsa bu durum da bedensel deneyimini etkileyebilir.
Bu nedenle NSP açısından kimlik organizasyonları ve somatik organizasyonlar birbirinden bağımsız değildir.
Zaman içerisinde birbirlerini etkileyebilirler.
NSP açısından yaşam sonuçları yalnızca düşüncelerden etkilenmez.
Davranışlar da yalnızca düşünceler tarafından belirlenmez.
Bedensel organizasyonlar da yaşamla kurulan ilişki üzerinde etkili olabilir.
İnsanların ilişki kurma biçimleri…
Kendilerini ifade etme biçimleri…
Görünür olma düzeyleri…
Risk alma eğilimleri…
Sadece zihinsel süreçlerle açıklanamayabilir.
Bazı durumlarda bedensel organizasyonlar da bu süreçlerde rol oynayabilir.
NSP Açısından Somatik Esneklik
NSP’nin temel varsayımlarından biri organizasyonların değişebilir olduğudur.
Bu durum somatik organizasyonlar için de geçerlidir.
Bedensel organizasyonlar sabit ve değişmez yapılar değildir.
Nasıl ki düşünce örüntüleri değişebiliyorsa, bedensel organizasyonlar da değişebilir.
Nasıl ki öz bilinç gelişebiliyorsa, bedensel organizasyonlar da yeniden düzenlenebilir.
Bu nedenle NSP açısından amaç bedeni değiştirmek değil, bedensel organizasyonları anlamaktır.
Anlaşılan organizasyonlar dönüşüm için yeni olanaklar oluşturabilir.
NSP açısından somatik organizasyon süreci aşağıdaki şekilde değerlendirilebilir:
Deneyim → Bedensel Organizasyon → Öz Bilinç Deneyimi → Kimlik Organizasyonu → Davranış Örüntüleri → Yaşam Sonuçları
Bu model doğrusal ve zorunlu bir süreç olarak değerlendirilmemelidir.
Ancak insan yaşamındaki bazı örüntülerin bu organizasyon ilişkileri içerisinde gelişebileceği varsayılmaktadır.
Travma ve Somatik Hafıza Arasındaki Fark
NSP açısından bu iki kavram birbirine yakın olmakla birlikte aynı değildir.
Travma ve somatik kayıt kuramı daha çok zorlayıcı deneyimlerin organizasyonel etkileriyle ilgilenmektedir.
Somatik hafıza ve bedensel organizasyon kuramı ise travmatik olsun ya da olmasın, yaşam içerisinde öğrenilmiş ve süreklilik kazanmış bedensel örüntülerle ilgilenmektedir.
Bu nedenle somatik hafıza kuramı daha geniş bir açıklama alanına sahiptir.
NSP Somatik Hafıza ve Bedensel Organizasyon Kuramı, insan bedenini yalnızca biyolojik bir yapı olarak değil, deneyimlerle şekillenen ve öğrenen bir organizasyon sistemi olarak değerlendirmektedir.
Bu kurama göre bazı bedensel örüntüler yalnızca fiziksel süreçlerin değil; yaşam deneyimlerinin, öz bilinç organizasyonlarının ve kimlik yapılanmalarının da etkisiyle oluşabilmektedir.
Bu nedenle NSP açısından insanı anlamak yalnızca düşünceleri anlamak değildir.
İnsanı anlamak aynı zamanda bedensel organizasyonlarını da anlamaktır.
Çünkü insan yaşamı yalnızca zihinde yaşanmaz.
İnsan yaşamı beden, duygu, öz bilinç ve kimliğin birlikte oluşturduğu bütüncül bir organizasyon içerisinde deneyimlenir.
NSP’nin somatik hafıza yaklaşımının temelinde de bu anlayış bulunmaktadır.