2.6.1.ANKSİYETE DENEYİMİNİN ÇOK KATMANLI YAPISI

Giriş

Anksiyete, psikoloji ve psikiyatri literatüründe en yaygın incelenen insan deneyimlerinden biridir. Tarihsel süreç içerisinde anksiyete; tehdit algısı, korku tepkisi, bilişsel değerlendirme süreçleri, fizyolojik aktivasyon ve davranışsal kaçınma örüntüleri üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır.
Ancak anksiyete deneyiminin yalnızca tek bir sistem üzerinden açıklanması çoğu zaman yetersiz kalmaktadır.
Bir birey yaklaşan bir sınav nedeniyle yoğun kaygı yaşayabilirken, başka bir birey aynı sınavı yalnızca doğal bir performans süreci olarak değerlendirebilmektedir.
Bir kişi topluluk önünde konuşurken ciddi bedensel belirtiler yaşayabilirken, başka bir kişi benzer koşullarda kendisini rahat hissedebilmektedir.
Bu durum, anksiyetenin yalnızca dışsal olaylardan kaynaklanmadığını göstermektedir.
NSP açısından anksiyete, tek bir katmanda oluşan bir durum değil; nörolojik, somatik, duygusal, öz bilinçsel, kimliksel ve davranışsal sistemlerin karşılıklı etkileşimi sonucunda ortaya çıkan çok katmanlı bir deneyimdir.
Bu nedenle anksiyetenin anlaşılabilmesi için yalnızca belirtilerin değil, belirtileri üreten sistemler arasındaki ilişkilerin de incelenmesi gerekmektedir.

 

NSP PERSPEKTİFİNDEN ANKSİYETE

NSP kuramına göre anksiyete yalnızca “kaygılı hissetmek” değildir.
Anksiyete, bireyin geleceğe yönelik tehdit algısının çok katmanlı biçimde organize olması sonucunda ortaya çıkan bir örüntü sistemidir.
Bu örüntü sistemi;
* algısal değerlendirmeleri,
* bedensel aktivasyonu,
* duygusal deneyimi,
* öz değerlendirmeleri,
* kimlik yorumlarını,
* davranış seçimlerini
Eş zamanlı olarak etkilemektedir.
Dolayısıyla anksiyete yalnızca bir duygu olarak değil, çok katmanlı bir organizasyon olarak değerlendirilmelidir.


Nörolojik Katman Açısından Anksiyete

NSP açısından anksiyetenin başlangıç noktalarından biri nörolojik işlemleme süreçleridir.
Birey çevresindeki olayları olduğu gibi algılamamaktadır.
Algılanan her bilgi sinir sistemi tarafından değerlendirilmekte ve anlamlandırılmaktadır.
Anksiyete deneyiminde bireyin dikkat sistemi çoğu zaman potansiyel tehditlere karşı aşırı duyarlı hale gelebilmektedir.
Bu durumda çevredeki belirsizlikler, olası riskler ve olumsuz sonuç ihtimalleri daha görünür hale gelmektedir.
NSP’ye göre anksiyete yaşayan birey çoğu zaman gelecekte gerçekleşmesi muhtemel olumsuz senaryoları nörolojik düzeyde öncelikli işlemleme eğilimi gösterebilmektedir.
Bu durum tehdit algısının güçlenmesine katkı sağlamaktadır.


Somatik Katman Açısından Anksiyete

Anksiyete deneyiminin en görünür yönlerinden biri bedensel aktivasyondur.
Kalp atışlarının hızlanması,
Nefes ritminin değişmesi,
Kas gerginliği,
Terleme,
Mide bölgesinde rahatsızlık hissi,
Bedensel huzursuzluk
Gibi belirtiler sıklıkla gözlenebilmektedir.
NSP açısından bu belirtiler yalnızca anksiyetenin sonucu değildir.
Aynı zamanda anksiyete döngüsünü sürdüren aktif unsurlardır.
Örneğin birey kalp atışlarındaki değişimi fark ettiğinde bunu yeni bir tehdit göstergesi olarak yorumlayabilir.
Bu yorum daha fazla kaygı yaratabilir.
Artan kaygı bedensel aktivasyonu daha da yükseltebilir.
Bu süreç zamanla kendi kendisini besleyen bir döngüye dönüşebilir.


Duygusal Katman Açısından Anksiyete

Duygusal düzeyde anksiyete çoğu zaman belirsizlik, endişe, huzursuzluk ve kontrol kaybı hisleriyle ilişkilendirilmektedir.
NSP açısından duygular yalnızca olayların sonucu değildir.
Duygular aynı zamanda bireyin olaylara yüklediği anlamların da ürünüdür.
Bu nedenle iki kişi aynı olayı yaşayabilir ancak farklı duygusal deneyimler geliştirebilir.
Anksiyete deneyiminde duygusal sistem çoğu zaman gelecekte oluşabilecek olumsuz sonuçlara yönelik hassasiyet geliştirmektedir.
Bu hassasiyet tehdit algısını güçlendirebilmekte ve davranışsal seçimleri etkileyebilmektedir.


Öz Bilinç Katmanı Açısından Anksiyete

NSP’nin özgün açıklamalarından biri öz bilinç düzeyinde ortaya çıkmaktadır.
Anksiyete yaşayan birey yalnızca kaygı hissetmez.
Aynı zamanda kaygı yaşadığını fark eder.
Daha sonra bu kaygıyı yorumlamaya başlar.
Bu yorumlar çoğu zaman şu biçimlerde ortaya çıkabilmektedir:
“Kontrolü kaybediyorum.”
“Yetersizim.”

“Bununla baş edemeyeceğim.”
“Kendime güvenemiyorum.”
Bu noktada anksiyete yalnızca bir duygu olmaktan çıkar ve bireyin kendisini değerlendirme biçimini etkilemeye başlar.
NSP açısından öz bilinç katmanı, anksiyete deneyiminin davranışsal sonuçlara dönüşmesinde kritik rol oynamaktadır.


Kimlik Katmanı Açısından Anksiyete

Öz bilinç düzeyinde tekrar eden değerlendirmeler zamanla kimlik yorumlarına dönüşebilmektedir.
Başlangıçta yalnızca belirli durumlarda yaşanan kaygı deneyimi, zamanla bireyin kendisini tanımlama biçimini etkileyebilir.
Örneğin:
“Kaygı yaşıyorum.”
İfadesi zamanla,
“Ben kaygılı bir insanım.”
Şeklindeki kimlik yorumuna dönüşebilir.
NSP açısından bu dönüşüm son derece önemlidir.
Çünkü kimlik düzeyine yerleşen yorumlar davranışsal seçimler üzerinde daha kalıcı etki oluşturabilmektedir.
Bu nedenle anksiyetenin yalnızca belirtiler düzeyinde değil, kimlik düzeyindeki etkilerinin de incelenmesi gerekmektedir.


Davranış Katmanı Açısından Anksiyete

Davranış düzeyinde anksiyete çoğu zaman kaçınma örüntüleriyle ilişkilendirilmektedir.
Birey;
* konuşmaktan kaçınabilir,
* sınava girmek istemeyebilir,
* karar vermeyi erteleyebilir,
* yeni deneyimlerden uzak durabilir,
* risk almaktan kaçınabilir.
Bu davranışlar kısa vadede rahatlama sağlayabilir.
Ancak uzun vadede tehdit algısının sürmesine katkıda bulunabilir.
Bu nedenle NSP açısından davranışlar yalnızca sonuç değil; aynı zamanda örüntünün sürdürülmesinde etkili bileşenlerdir.


Katmanlar Arası Etkileşim ve Anksiyete Döngüsü

NSP’ye göre anksiyete aşağıdaki örüntü üzerinden güçlenebilmektedir:
Tehdit Algısı

Bedensel Aktivasyon

Kaygı Deneyimi

Öz Değerlendirme

Kimlik Yorumu

Kaçınma Davranışı

Geçici Rahatlama

Tehdit Algısının Güçlenmesi
Bu döngü tekrarlandıkça anksiyete örüntüsü daha kalıcı hale gelebilmektedir.


Örnek Vaka Analizi

Üniversite öğrencisi olan bir bireyin sınav öncesinde yoğun kaygı yaşadığını düşünelim.
Sınav yaklaşırken tehdit algısı artmaktadır.
Bedensel aktivasyon yükselmektedir.
Kaygı hissi oluşmaktadır.
Birey bu kaygıyı “başarısız olacağım” biçiminde yorumlamaktadır.
Daha sonra kendisini yetersiz olarak değerlendirmeye başlamaktadır.
Bu değerlendirmeler zamanla “Ben zaten başarılı biri değilim” yorumuna dönüşebilmektedir.
Sonuç olarak çalışma davranışından kaçınma ortaya çıkabilmektedir.
Bu örnek, anksiyetenin tek bir katmandan değil; çok katmanlı bir sistemden oluştuğunu göstermektedir.


Kuramsal Sonuç

NSP açısından anksiyete, yalnızca bir duygu veya yalnızca bir düşünce değildir.
Anksiyete; nörolojik işlemleme, somatik organizasyon, duygusal deneyim, öz bilinç değerlendirmeleri, kimlik yorumları ve davranışsal seçimlerin karşılıklı etkileşimi sonucunda ortaya çıkan çok katmanlı bir örüntüdür.
Bu nedenle anksiyete deneyiminin anlaşılması için yalnızca belirtilerin değil, belirtileri üreten sistemler arasındaki ilişkilerin de değerlendirilmesi gerekmektedir.

Nöro Somatik Programlama
yukarı