İnsan yaşamı boyunca bazı olaylar sıradan yaşam deneyimlerinin ötesinde etkiler bırakabilmektedir. Kayıplar, kazalar, doğal afetler, şiddet, ihmal, istismar, savaş, ani ayrılıklar, ağır hastalıklar veya bireyin baş etme kapasitesini aşan diğer yaşantılar, yalnızca olayın gerçekleştiği anla sınırlı kalmayıp uzun süreli etkiler oluşturabilmektedir.
Travmatik yaşantılar uzun yıllar boyunca ağırlıklı olarak olay merkezli biçimde incelenmiştir. Ancak çağdaş yaklaşımlar travmanın yalnızca yaşanan olaydan değil, olayın birey tarafından nasıl algılandığından, nasıl işlendiğinden ve yaşam sistemi içerisinde nasıl organize edildiğinden de etkilendiğini göstermektedir.
NSP açısından travmatik yaşantılar yalnızca geçmişte yaşanmış olaylar değildir.
Travmatik yaşantılar; nörolojik işlemleme, somatik organizasyon, duygusal deneyimler, öz bilinç değerlendirmeleri, kimlik yorumları ve davranışsal örüntüler üzerinde etkiler oluşturabilen çok katmanlı deneyimlerdir.
Bu nedenle NSP travmatik yaşantıları yalnızca geçmişte meydana gelmiş olaylar olarak değil, bireyin mevcut yaşam organizasyonu içerisinde etkilerini sürdürebilen örüntüler olarak ele almaktadır.
Bu bölümün amacı travmatik yaşantıların NSP’nin Altı Katmanlı İnsan Modeli içerisinde nasıl kavramsallaştırıldığını açıklamaktır.
NSP açısından travmatik yaşantılar yalnızca yaşanan olayın kendisiyle açıklanamaz.
Aynı olay farklı bireylerde farklı sonuçlar oluşturabilmektedir.
Bazı bireyler yaşadıkları zorlayıcı deneyimlerden sonra yaşamlarına uyum sağlayabilirken, bazı bireylerde olayın etkileri uzun süre devam edebilmektedir
Bu durum travmatik yaşantıların yalnızca olayla değil, olayın birey tarafından nasıl organize edildiğiyle de ilişkili olduğunu göstermektedir.
NSP’ye göre travmatik yaşantılar çoğu zaman:
* tehdit algılarında değişim,
* bedensel organizasyonda farklılaşma,
* duygusal deneyimlerde yoğunlaşma,
* öz bilinç değerlendirmelerinde bozulma,
* kimlik organizasyonunda değişim,
* davranışsal örüntülerde daralma
Oluşturabilmektedir.
Bu nedenle travmatik yaşantılar tek bir sistemin değil, çok katmanlı bir organizasyonun konusu olarak ele alınmaktadır.
NSP açısından travmatik yaşantıların ilk etkilerinden biri nörolojik işlemleme sistemlerinde ortaya çıkabilmektedir.
Travmatik deneyimler sonrasında bireyin dikkat sistemi çevredeki olası tehditlere karşı daha duyarlı hale gelebilmektedir.
Bu durum bazı bireylerde:
* aşırı tetikte olma,
* risklere karşı hassasiyet,
* güvenlik arayışının artması,
* belirsizliklere karşı düşük tolerans
Şeklinde ortaya çıkabilmektedir.
NSP’ye göre travmatik yaşantılar sonrasında sinir sistemi çevresel uyaranları değerlendirme biçiminde değişiklikler oluşabilmektedir.
Birey mevcut olayları yalnızca mevcut bağlam içerisinde değil, geçmiş yaşantılarla ilişkilendirilmiş anlam sistemleri üzerinden de değerlendirebilmektedir.
Bu nedenle travmatik yaşantıların etkileri yalnızca geçmişte kalmayıp güncel deneyimleri de etkileyebilmektedir.
NSP kuramında somatik katman travmatik yaşantıların anlaşılmasında merkezi öneme sahiptir.
Çünkü insan yalnızca olayları hatırlamaz.
Aynı zamanda olayların bedensel izlerini de taşıyabilir.
Travmatik yaşantılar sonrasında bazı bireylerde:
* kas gerginlikleri,
* bedensel huzursuzluk,
* ani irkilme tepkileri,
* nefes örüntülerinde değişiklikler,
* bedensel sıkışma hissi
Gibi deneyimler gözlenebilmektedir.
NSP açısından bu bedensel deneyimler yalnızca geçmişin izleri değildir.
Aynı zamanda bireyin güncel yaşam deneyimlerini etkileyen aktif süreçlerdir.
Bu nedenle travmatik yaşantıların değerlendirilmesinde somatik organizasyonun incelenmesi önemli görülmektedir.
Travmatik yaşantılar yoğun duygusal deneyimler oluşturabilmektedir.
Korku,
Çaresizlik,
Öfke,
Suçluluk,
Utanç,
Yas,
Kaygı
Gibi duygular travmatik deneyimlerin ardından ortaya çıkabilmektedir.
NSP açısından duygusal sistem yalnızca yaşanan olayın sonucu değildir.
Duygular aynı zamanda bireyin yaşantıyı nasıl anlamlandırdığı ile de ilişkilidir.
Bu nedenle benzer olaylar farklı bireylerde farklı duygusal organizasyonlar oluşturabilmektedir.
Bazı bireylerde korku ön plana çıkarken, bazı bireylerde öfke veya suçluluk daha baskın hale gelebilmektedir.
Bu durum travmatik yaşantıların duygusal katman üzerindeki etkilerinin bireysel farklılıklar gösterebildiğini düşündürmektedir.
NSP açısından travmatik yaşantıların en güçlü etkilerinden biri öz bilinç katmanında ortaya çıkabilmektedir.
Çünkü birey yalnızca yaşadığı olayı değerlendirmez.
Aynı zamanda olayın kendisi hakkında ne söylediğini de yorumlamaya başlar.
Bu yorumlar zamanla şu biçimlerde ortaya çıkabilir:
“Yetersiz kaldım.”
“Kendimi koruyamadım.”
“Güvende değilim.”
“İnsanlara güvenemem.”
“Dünya tehlikeli bir yer.”
Bu değerlendirmeler olayın kendisinden bağımsız yeni psikolojik yükler oluşturabilmektedir.
NSP açısından travmatik yaşantıların uzun dönemli etkilerinin önemli bir bölümü öz bilinç düzeyindeki bu yorumlarla ilişkilidir.
Kimlik Katmanı Açısından Travmatik Yaşantılar
Tekrarlayan öz değerlendirmeler zamanla kimlik organizasyonunu etkileyebilmektedir.
Travmatik yaşantılar sonrasında bireyin kendisi hakkındaki temel kabulleri değişebilmektedir.
Örneğin:
“Bu olay beni çok etkiledi.”
Değerlendirmesi zamanla,
“Ben kırılmış bir insanım.”
“Ben güçsüz biriyim.”
“Ben güvende olamam.”
Şeklindeki kimlik yorumlarına dönüşebilmektedir.
NSP açısından bu süreç son derece önemlidir.
Çünkü travmatik yaşantının etkileri çoğu zaman yalnızca olayın hatırlanmasından değil, olayın bireyin kimlik organizasyonu içerisine nasıl yerleştiğinden de etkilenmektedir.
Kimlik düzeyinde oluşan yorumlar bireyin gelecekteki yaşam tercihlerini, ilişki kurma biçimini ve davranışlarını etkileyebilmektedir.
Davranış Katmanı Açısından Travmatik Yaşantılar
Travmatik yaşantıların davranışsal etkileri birçok farklı biçimde ortaya çıkabilmektedir.
Birey:
* belirli ortamlardan kaçınabilir,
* sosyal ilişkilerini sınırlandırabilir,
* risk almaktan uzak durabilir,
* aşırı kontrol davranışları geliştirebilir,
* güvenlik arayışını artırabilir.
Bu davranışlar çoğu zaman bireyin kendisini koruma girişimleri olarak ortaya çıkmaktadır.
Ancak uzun vadede yaşam alanının daralmasına ve örüntünün sürmesine katkı sağlayabilmektedir.
NSP açısından davranışlar travmatik organizasyonun görünen yüzüdür.
Bu nedenle davranışların altında çalışan sistemlerin de değerlendirilmesi gerekmektedir.
Katmanlar Arası Etkileşim ve Travmatik Organizasyon Döngüsü
NSP açısından travmatik yaşantılar aşağıdaki örüntü üzerinden sürdürülebilmektedir:
Travmatik Yaşantı
↓
Tehdit Algısının Güçlenmesi
↓
Bedensel Aktivasyon
↓
Yoğun Duygusal Deneyim
↓
Öz Değerlendirme
↓
Kimlik Yorumu
↓
Koruyucu Davranışlar
↓
Deneyim Alanının Daralması
↓
Tehdit Algısının Güçlenmesi
Bu döngü tekrarlandıkça travmatik organizasyonun etkileri daha kalıcı hale gelebilmektedir.
NSP açısından travmatik yaşantıların en önemli sonuçlarından biri yaşam örüntülerini etkileyebilmesidir.
Bazı bireyler yaşadıkları deneyimlerden sonra:
* insanlara yaklaşma biçimlerini,
* ilişki tercihlerini,
* güven düzeylerini,
* risk alma davranışlarını,
* gelecek beklentilerini
Yeniden organize edebilmektedir.
Bu nedenle travmatik yaşantılar yalnızca geçmiş olaylar değil, bireyin gelecekteki yaşam organizasyonunu etkileyebilen süreçler olarak değerlendirilmektedir.
Geçmişte ciddi bir trafik kazası yaşamış bir bireyi ele alalım.
Kazadan sonra bireyin tehdit algısı artmaktadır.
Araç kullanma düşüncesi bedensel gerginlik oluşturmaktadır.
Kaygı ve korku deneyimleri ortaya çıkmaktadır.
Birey kendisini güvende hissetmemektedir.
Bu değerlendirme zamanla “Ben araç kullanamam” biçimindeki kimlik yorumlarını güçlendirebilmektedir.
Sonuç olarak birey araç kullanmaktan kaçınmaya başlamaktadır.
Bu kaçınma davranışı kısa vadede rahatlama sağlarken, uzun vadede tehdit algısının sürmesine katkıda bulunabilmektedir.
Bu örnek travmatik yaşantıların çok katmanlı organizasyonunu göstermektedir.
Hipotez 1:
Travmatik yaşantı sonrasında tehdit algısı düzeyi arttıkça kaçınma davranışları artmaktadır.
Hipotez 2:
Somatik aktivasyon düzeyi ile travmatik yaşantının etkileri arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır.
Hipotez 3:
Olumsuz öz bilinç değerlendirmeleri arttıkça travmatik yaşantının yaşam üzerindeki etkisi artmaktadır.
Hipotez 4:
Kimlik düzeyindeki olumsuz genellemeler davranışsal daralma ile ilişkilidir.
Hipotez 5:
Öz bilinç ve kimlik düzeyindeki olumlu değişimler yaşam uyumunu artırmaktadır.
NSP açısından travmatik yaşantılar yalnızca geçmişte yaşanmış olaylar değildir.
Travmatik yaşantılar; nörolojik işlemleme, somatik organizasyon, duygusal deneyimler, öz bilinç değerlendirmeleri, kimlik yorumları ve davranışsal örüntülerin karşılıklı etkileşimi sonucunda sürdürülebilen çok katmanlı organizasyonlardır.
Bu nedenle travmatik yaşantıların anlaşılması için yalnızca olayın kendisine değil, olayın bireyin yaşam sistemi içerisinde nasıl organize edildiğine de bakılması gerekmektedir.
NSP’nin çok katmanlı modeli, travmatik yaşantıları bu bütüncül perspektif içerisinde açıklamayı amaçlamaktadır.