6.1.NSP BEYİN–BEDEN BÜTÜNLÜĞÜ KURAMI

Giriş

İnsan davranışlarını anlamaya yönelik çalışmalar uzun yıllar boyunca çoğunlukla zihinsel süreçler üzerinden açıklanmaya çalışılmıştır.
Düşünceler incelenmiştir.
İnançlar incelenmiştir.
Algılar incelenmiştir.
Kararlar incelenmiştir.
Ancak yıllar boyunca yürüttüğüm çalışmalar sırasında dikkatimi çeken önemli bir gerçek vardı:
İnsan yalnızca düşünen bir varlık değildir.
İnsan aynı zamanda hisseden, deneyimleyen ve bedeniyle yaşayan bir varlıktır.
Bir insan korkuyu yalnızca düşünmez.
Korkuyu aynı zamanda bedeninde hisseder.
Bir insan değersizliği yalnızca zihninde taşımaz.
Değersizliği çoğu zaman bedeninde de yaşamaya devam eder.
Bir insan özgüveni yalnızca zihinsel bir karar olarak deneyimlemez.
Özgüven aynı zamanda duruşunda, nefesinde, hareketlerinde ve yaşamla kurduğu bedensel ilişkide de kendisini gösterir.
İşte bu nedenle NSP açısından insan yalnızca zihinsel süreçlerle açıklanabilecek bir sistem değildir.
İnsan; beyin, beden, duygu, öz bilinç ve kimlik organizasyonlarının birlikte oluşturduğu bütüncül bir sistemdir.
NSP Beyin–Beden Bütünlüğü Kuramı bu anlayış üzerine inşa edilmiştir.


Tarihsel Bir Yanılgı: Zihin ve Bedenin Ayrı Sistemler Olarak Görülmesi

İnsanlık tarihi boyunca zihin ve beden çoğu zaman birbirinden ayrı yapılar olarak değerlendirilmiştir.
Bir tarafta düşünen zihin…
Diğer tarafta yaşayan beden…
Şeklinde bir ayrım yapılmıştır.
Oysa insan deneyimi incelendiğinde bu ayrımın yaşamın gerçekliğiyle tam olarak örtüşmediği görülmektedir.
Bir düşünce bedeni etkileyebilmektedir.
Bir bedensel deneyim düşünceyi etkileyebilmektedir.
Bir duygu beden üzerinde değişiklik oluşturabilmektedir.
Bir bedensel durum duygusal deneyimi değiştirebilmektedir.
Bu nedenle NSP açısından insanı anlamanın yolu zihin ve bedeni birbirinden ayırmak değil, aralarındaki ilişkiyi anlamaktır.


NSP Açısından Beyin ve Beden

NSP’ye göre beyin ve beden birbirinden bağımsız iki ayrı sistem değildir.
Bunlar aynı organizasyonun farklı görünümleridir.
Beyin bedeni etkilemektedir.
Beden beyni etkilemektedir.
Duygular bedeni etkilemektedir.
Beden duyguları etkileyebilmektedir.
Öz bilinç bedensel deneyimleri etkileyebilmektedir.
Bedensel deneyimler öz bilinç organizasyonlarını etkileyebilmektedir.
Bu nedenle NSP açısından insan deneyimi çift yönlü bir etkileşim sistemi olarak değerlendirilmektedir.


Çift Yönlü Organizasyon İlkesi

NSP Beyin–Beden Bütünlüğü Kuramının temel varsayımlarından biri çift yönlü organizasyon ilkesidir.
Bu ilkeye göre insan sisteminde hiçbir yapı tamamen tek yönlü çalışmamaktadır.
Örneğin:
Bir düşünce korku duygusunu etkileyebilir.
Korku duygusu bedensel gerilimi etkileyebilir.
Bedensel gerilim düşünceleri etkileyebilir.
Bu süreç tekrar yeni duygusal deneyimler oluşturabilir.
Dolayısıyla insan deneyimi doğrusal değil, döngüsel bir organizasyon göstermektedir.
NSP’nin insan modelinde bu karşılıklı etkileşim temel kabul edilmektedir.


Duyguların Beyin–Beden Organizasyonu

NSP açısından duygular yalnızca zihinsel olaylar değildir.
Duygular aynı zamanda bedensel deneyimlerdir.
Korku yaşandığında yalnızca bir düşünce oluşmaz.
Nefes değişebilir.
Kas tonusu değişebilir.
Kalp atışları değişebilir.
Duruş değişebilir.
Benzer şekilde güven hissi oluştuğunda da yalnızca zihinsel bir durum ortaya çıkmaz.
Bedenin organizasyonu da farklılaşmaya başlayabilir.
Bu nedenle NSP duyguları yalnızca bilişsel süreçler üzerinden değerlendirmez.
Duyguların somatik boyutunu da insan deneyiminin ayrılmaz bir parçası olarak görür.


Somatik Geri Bildirim Döngüleri

NSP açısından beden yalnızca beynin komutlarını uygulayan pasif bir yapı değildir.
Beden aynı zamanda sürekli geri bildirim üreten aktif bir sistemdir.
İnsan yaşamı boyunca çeşitli deneyimler yaşar.
Bu deneyimler sırasında belirli bedensel organizasyonlar oluşabilir.
Bu organizasyonlar zaman içerisinde bazı duygu ve düşünce örüntüleriyle ilişki geliştirebilir.
Sonuç olarak birey yalnızca düşüncelerinden değil, bedensel organizasyonlarından da etkilenebilir.
Bu nedenle NSP’de beden, değişim sürecinin yalnızca sonucu değil; aynı zamanda parçası olarak değerlendirilmektedir.


Beyin–Beden ve Öz Bilinç İlişkisi

NSP’nin önceki bölümlerinde öz bilinç kavramını ayrıntılı olarak ele aldık.
Ancak öz bilinç yalnızca zihinsel bir yapı değildir.
İnsan kendisini yalnızca düşünceleri aracılığıyla deneyimlemez.
Kendisini bedensel olarak da deneyimler.
Bazı insanlar yaşamı güçlü bir beden organizasyonu içerisinde yaşarken, bazı insanlar sürekli geri çekilmiş, sıkışmış veya daralmış bir bedensel organizasyon içerisinde yaşayabilmektedir.
Bu durum öz bilinç deneyimini de etkileyebilir.
Bu nedenle NSP açısından öz bilinç ile beden arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır.


Beyin–Beden ve Kimlik İlişkisi

Kimlik yalnızca zihinsel bir tanım değildir.
Kimlik aynı zamanda yaşanan bir deneyimdir.
Bir insan kendisini değersiz olarak tanımlıyorsa bu yalnızca düşünsel düzeyde kalmayabilir.
Bu tanım zaman içerisinde duruşa, hareketlere, ilişki kurma biçimine ve yaşamla kurulan temasa da yansıyabilir.
Benzer şekilde güçlü bir kimlik organizasyonu da bedensel deneyimi etkileyebilir.
Bu nedenle NSP açısından kimlik organizasyonları ile bedensel organizasyonlar arasında karşılıklı bir ilişki bulunmaktadır.


NSP Açısından Değişim

NSP’nin temel varsayımlarından biri şudur:
Kalıcı değişim yalnızca düşüncelerde gerçekleşmez.
Kalıcı değişim yalnızca davranışlarda da gerçekleşmez.
Kalıcı değişim; beyin, beden, duygu, öz bilinç ve kimlik organizasyonlarının birlikte dönüşümüyle oluşur.
Bu nedenle NSP değişim modeli yalnızca bilişsel değişime değil, nöro-somatik değişime odaklanmaktadır.
Çünkü insan yaşamını yalnızca zihniyle değil, bütünüyle yaşamaktadır.


NSP Beyin–Beden Bütünlüğü Modeli

NSP açısından insan deneyimi aşağıdaki organizasyon içerisinde değerlendirilebilir:
Beyin ↔ Beden ↔ Duygu ↔ Öz Bilinç ↔ Kimlik ↔ Davranış ↔ Yaşam Sonuçları
Bu model doğrusal değil, döngüsel bir yapı göstermektedir.
Sistemin herhangi bir alanındaki değişim diğer alanları etkileyebilmektedir.
Bu nedenle NSP insanı parçalar halinde değil, bütüncül bir organizasyon sistemi olarak değerlendirmektedir.


Sonuç

NSP Beyin–Beden Bütünlüğü Kuramı, insanı yalnızca zihinsel süreçler üzerinden açıklamaya çalışan yaklaşımların ötesine geçerek, beyin ve beden arasındaki karşılıklı etkileşimi merkeze alan bütüncül bir insan modeli önermektedir.
Bu modele göre insan deneyimi; düşünceler, duygular, bedensel organizasyonlar, öz bilinç yapıları ve kimlik sistemlerinin karşılıklı etkileşimi sonucunda oluşmaktadır.
Bu nedenle NSP açısından insanı anlamak, yalnızca zihni anlamak değildir.
İnsan; beyin, beden, duygu, öz bilinç ve kimlikten oluşan yaşayan bir organizasyondur.
NSP’nin nöro-somatik yaklaşımının temelinde de tam olarak bu anlayış bulunmaktadır.
Çünkü insan yaşamı parçaların toplamı değil, bütünün deneyimidir.
 

Nöro Somatik Programlama
yukarı