NSP kuramını geliştirirken ulaştığım en önemli gözlemlerden biri şuydu:
İnsanlar çoğu zaman sorunlarını değiştirmeye çalışıyorlar ama sorunlarını üreten kimlik yapılarına dokunmuyorlar.
Bu nedenle birçok değişim girişimi kısa süreli sonuçlar üretebilse de uzun vadede eski örüntüler yeniden ortaya çıkabiliyor.
Çünkü insan davranışlarını yalnızca alışkanlıklar yönetmez.
İnsan davranışlarını çoğu zaman kimlikleri yönetir.
Bir kişi sigarayı bırakabilir ama kendisini hâlâ bağımlı biri olarak görüyorsa içsel mücadele devam eder.
Bir kişi kilo verebilir ama kendisini hâlâ kilolu biri olarak tanımlıyorsa eski yeme örüntülerine geri dönme riski devam eder.
Bir kişi başarılı olabilir ama kendisini başarısız biri olarak deneyimliyorsa başarıyı sürdüremeyebilir.
Bu nedenle NSP açısından kimlik, insan yaşamının görünmeyen yönetim merkezlerinden biridir.
Kimlik yalnızca kişinin kendisini nasıl tanımladığı değildir.
Kimlik; kişinin neyi hak ettiğini düşündüğünü, neyi mümkün gördüğünü, neyi seçtiğini, neyi reddettiğini ve yaşamda nasıl bir yer işgal ettiğini belirleyen organizasyon sistemidir.
Her kimlik bir anda oluşmaz.
Kimlik; yaşantılar, anlamlandırmalar, duygusal kayıtlar, somatik deneyimler ve öz bilinç süreçlerinin birleşimiyle oluşur.
İnsan doğduğu gün başarısız, güçlü, değersiz, sevilen, görünmez ya da lider biri değildir.
Ancak yaşam içerisinde yaşadığı deneyimlerden hareketle kendisi hakkında çeşitli sonuçlara ulaşır.
Bu sonuçlar zamanla kimlik organizasyonuna dönüşür.
Kimlik, yaşanmış deneyimlerin kişide bıraktığı anlamların uzun vadeli ürünüdür.
İnsan sistemi sahip olduğu kimliği koruma eğilimindedir.
Bu durum çoğu zaman bilinçli olarak fark edilmez.
Kendisini yetersiz biri olarak tanımlayan kişi başarılı olabileceği fırsatlardan kaçınabilir.
Kendisini değersiz biri olarak tanımlayan kişi değer gördüğü ortamlarda rahatsızlık hissedebilir.
Kendisini kurban olarak tanımlayan kişi çözüm üretmek yerine mağduriyet döngüsüne geri dönebilir.
Çünkü sistem mevcut kimliği korumaya çalışmaktadır.
İnsan yalnızca yaşamak istemediği şeyleri değil, sahip olduğu kimliği doğrulayan şeyleri de tekrar eder.
Bu nedenle bazı insanlar aynı ilişki türlerini tekrar tekrar seçebilir.
Bazı insanlar aynı başarısızlık döngülerini yeniden yaşayabilir.
Bazı insanlar farklı kişilerle aynı çatışmaları yaşayabilir.
Çünkü sistem kimliğini doğrulayan deneyimleri üretme eğilimindedir.
İnsan seçimlerini her zaman mantığıyla yapmaz.
Çoğu zaman seçimlerini kimliğiyle yapar.
Bir insanın hayatındaki birçok karar, görünürde bilinçli tercihler gibi görünse de derin düzeyde kimlik organizasyonunun etkisi altında olabilir.
Bu nedenle kimlik yalnızca davranışların sonucu değil, davranışların nedenlerinden biridir.
İnsan çoğu zaman potansiyelinin sınırında yaşamaz.
Kimliğinin izin verdiği sınırda yaşar.
Bir kişinin sahip olduğu bilgi, yetenek veya fırsatlar ile ortaya koyduğu sonuçlar arasındaki farkın nedeni çoğu zaman kapasite eksikliği değildir.
Sorun, kimliğin çizdiği görünmez sınırlar olabilir.
Kişi yapabileceğinden daha azını yaşayabilir.
Çünkü kimliği ona bundan fazlasının mümkün olmadığı mesajını vermektedir.
Davranışlar uzun vadede kimlikle uyumlu hale gelir.
Kişi bir süreliğine farklı davranabilir.
Ancak kimlik değişmediği sürece eski örüntülere dönme riski devam eder.
Bu nedenle NSP açısından kalıcı değişim yalnızca davranış değişikliğiyle açıklanamaz.
Davranışların kalıcı hale gelebilmesi için kimlik organizasyonunun da yeniden yapılandırılması gerekir.
Gerçek değişim, kişinin ne yaptığıyla değil; kendisini kim olarak deneyimlediğiyle ilgilidir.
Bir kişi daha cesur davranabilir.
Daha disiplinli olabilir.
Daha başarılı sonuçlar elde edebilir.
Ancak bütün bunlar geçici olabilir.
Kalıcı dönüşüm ise kişinin kendisini yeniden tanımlamasıyla başlar.
Kendisini sürekli eksik gören biri olmaktan çıkıp yeterli görebilen biri haline gelmek…
Kendisini görünmez hisseden biri olmaktan çıkıp varlığını kabul eden biri haline gelmek…
Kendisini değersiz hisseden biri olmaktan çıkıp kendi değerini deneyimleyebilen biri haline gelmek…
İşte kimlik dönüşümü budur.
İnsan yaşamını yalnızca hedeflerine göre kurmaz.
İnsan yaşamını kimliğine göre kurar.
Kimlik, bireyin ilişkilerini, kariyerini, kararlarını, beklentilerini ve yaşam yönünü etkiler.
Bu nedenle iki insan aynı koşullara sahip olsa bile farklı yaşamlar oluşturabilir.
Çünkü onların yaşamı, sahip oldukları kimlik organizasyonları tarafından şekillendirilmektedir.
NSP kuramına göre kimlik, insan yaşamının görünmeyen mimarlarından biridir.
İnsan yalnızca düşüncelerinin ürünü değildir.
Yalnızca duygularının ürünü değildir.
Yalnızca davranışlarının ürünü de değildir.
İnsan, büyük ölçüde kendisini kim olarak deneyimliyorsa o yaşamı kurma eğilimindedir.
Bu nedenle NSP’nin değişim yaklaşımında amaç yalnızca davranışları değiştirmek değildir.
Amaç, davranışları üreten öz bilinç ve kimlik organizasyonlarını anlamak ve dönüştürmektir.
Çünkü kalıcı değişim; kişinin yaşamındaki olayların değişmesiyle değil, o olayları yaşayan kişinin kendisini deneyimleme biçiminin değişmesiyle başlar.