NSP kuramını geliştirme sürecinde beni en fazla düşündüren sorulardan biri şuydu:
Neden aynı olay iki farklı insan üzerinde tamamen farklı etkiler oluşturur?
Neden bazı insanlar en ağır yaşantılardan sonra ayağa kalkabilirken bazı insanlar çok daha küçük olaylar karşısında yıllarca aynı döngünün içerisinde kalabilmektedir?
Uzun yıllar boyunca yaptığım gözlemler, eğitimler, danışmanlık süreçleri ve insan davranışları üzerine yürüttüğüm çalışmalar sonunda ulaştığım sonuç şudur:
İnsan yaşamını olaylara göre değil, öz bilinç yapısına göre yaşar.
Çünkü insanın gerçekliği, yaşadığı olaylardan çok kendisini nasıl deneyimlediği tarafından belirlenmektedir.
Bu nedenle NSP açısından öz bilinç, insan sisteminin merkez organizasyonudur.
Düşünceler değişebilir.
Duygular değişebilir.
Davranışlar değişebilir.
Ancak öz bilinç değişmediğinde insan çoğu zaman aynı yaşam döngülerini farklı sahnelerde yeniden üretmeye devam eder.
NSP’nin temel varsayımı şudur:
İnsan, kendisini kim olarak deneyimliyorsa yaşamını da o deneyimin sınırları içerisinde kurar.
Bu nedenle öz bilinç, NSP kuramında yalnızca bir psikolojik kavram değil; insan davranışlarını, seçimlerini, ilişkilerini, başarılarını, korkularını ve yaşam yönelimlerini etkileyen temel organizasyon alanıdır.
İnsan davranışlarının merkezi düşünceler değildir.
İnsan davranışlarının merkezi duygular da değildir.
Davranışlar çoğu zaman öz bilinç organizasyonunun dış dünyadaki yansımalarıdır.
Bir kişi kendisini değersiz olarak deneyimliyorsa değerli davranışları sürdürmekte zorlanabilir.
Bir kişi kendisini görünmez olarak deneyimliyorsa görünür olabileceği fırsatlardan kaçınabilir.
Bu nedenle NSP açısından öz bilinç, insan sisteminin merkez çekirdeğidir.
İnsan dünyayı olduğu gibi görmez.
İnsan dünyayı öz bilinç yapısının izin verdiği ölçüde görür.
Kendisini yetersiz olarak deneyimleyen kişi başarılarını küçümseyebilir.
Kendisini sevilmeyen biri olarak deneyimleyen kişi sevgiyi fark etmekte zorlanabilir.
Kendisini değersiz olarak deneyimleyen kişi takdir edilse bile bunu içselleştiremeyebilir.
Çünkü öz bilinç yalnızca davranışları değil, algıyı da filtrelemektedir.
İnsan bilinçli olarak istemediği bazı deneyimleri farkında olmadan tekrar tekrar yaşayabilir.
Bu durum çoğu zaman kader olarak yorumlanır.
Oysa NSP açısından mesele kaderden çok öz bilinç organizasyonudur.
İnsan çoğu zaman kendisini doğrulayan deneyimlere yönelme eğilimindedir.
Kendisini reddedilmiş hisseden kişi reddedileceği ilişkilere yönelebilir.
Kendisini değersiz hisseden kişi değersiz hissettiği ortamların içerisinde kalabilir.
Çünkü sistem öz bilinç ile uyumlu deneyimler üretmeye çalışmaktadır.
İnsan sistemi kendi hakkında sahip olduğu temel algıyı koruma eğilimindedir.
Bu nedenle öz bilinç ile çelişen deneyimler bazen kabul edilmekte zorlanır.
Başarılı olduğu halde kendisini başarısız hisseden insanlar vardır.
Sevildiği halde kendisini yalnız hisseden insanlar vardır.
Takdir edildiği halde kendisini yetersiz hisseden insanlar vardır.
Çünkü sistem dış gerçeklikten çok öz bilinç organizasyonuyla tutarlılık aramaktadır.
İnsan çoğu zaman potansiyelinin sınırlarında değil, öz bilinç sınırlarında yaşar.
Kişinin yapabilecekleri ile yapabildiği şeyler arasında çoğu zaman büyük fark vardır.
Bu farkın nedeni yetenek eksikliği değil, öz bilinç sınırları olabilir.
Birçok insan başarısız olduğu için durmaz.
Kendisi hakkında oluşturduğu sınırların dışına çıkamadığı için durur.
Kimlik, öz bilincin görünür hale gelmiş biçimidir.
Öz bilinç çekirdektir.
Kimlik ise o çekirdeğin yaşam içerisindeki organizasyonudur.
Bu nedenle kimlikte görülen birçok yapı öz bilinçten beslenmektedir.
Öz bilinç değiştiğinde kimlik değişmeye başlar.
Kimlik değiştiğinde davranışlar değişmeye başlar.
Davranışlar değiştiğinde yaşam deneyimleri değişmeye başlar.
Gerçek dönüşüm davranış düzeyinde başlamaz.
Gerçek dönüşüm öz bilinç düzeyinde başlar.
İnsan yeni bir davranış öğrenebilir.
Yeni bir beceri geliştirebilir.
Yeni bilgiler edinebilir.
Ancak kendisini deneyimleme biçimi değişmediği sürece eski yaşam döngülerine geri dönme ihtimali devam eder.
Bu nedenle NSP’nin temel amacı davranış üretmek değil, öz bilinç dönüşümü oluşturmaktır.
NSP kuramına göre insan yaşamının görünmeyen mimarı öz bilinçtir.
İnsan ne yaşadığından çok, yaşadıklarını kim olarak deneyimlediğine göre şekillenir.
Bu nedenle kalıcı değişim düşüncelerin değişmesiyle değil, duyguların rahatlamasıyla değil, davranışların farklılaşmasıyla değil; bireyin kendisiyle kurduğu ilişkinin dönüşmesiyle mümkün hale gelir.
NSP’nin öz bilinç yaklaşımı tam olarak bu noktada ortaya çıkmaktadır.
Çünkü insanın yaşamını değiştiren şey çoğu zaman dış dünyada olanlar değil, kendi iç dünyasında kendisini kim olarak deneyimlediğidir.