Bu kitabın önceki bölümlerinde NSP’nin insan modelini, değişim modelini, öz bilinç kuramını, kimlik kuramını ve dönüşüm mekanizmalarını ele aldık.
İnsanın nasıl çalıştığını anlamaya çalıştık.
Değişimin hangi organizasyonlar üzerinden gerçekleştiğini inceledik.
Şimdi ise önemli bir geçiş noktasına gelmiş bulunuyoruz.
Çünkü bir kuramın değeri yalnızca açıklama gücüyle değil, uygulama gücüyle de ölçülmektedir.
İnsan davranışlarını açıklamak önemlidir.
Ancak insan yaşamında dönüşüm oluşturabilmek çok daha önemlidir.
İşte bu nedenle bu bölümde NSP’nin uygulama mimarisini oluşturan temel müdahale protokollerini ele alacağız.
Burada özellikle vurgulamak istediğim önemli bir nokta bulunmaktadır.
NSP bir teknikler koleksiyonu değildir.
NSP’nin özü tekniklerde değildir.
NSP’nin özü insan sistemini anlama biçimindedir.
Teknikler ise bu anlayışın uygulamadaki araçlarıdır.
Bu nedenle NSP müdahale protokolleri herhangi bir mekanik uygulama dizisi olarak değerlendirilmemelidir.
Her protokol insan sisteminin belirli bir organizasyon alanına yönelik geliştirilmiştir.
Amaç davranışı değiştirmek değil, davranışı üreten sistemi dönüştürmektir.
Yıllar boyunca yaptığım çalışmalar sırasında fark ettiğim en önemli gerçeklerden biri şuydu:
Aynı sorun farklı insanlarda farklı organizasyonlardan beslenebilmektedir.
Örneğin iki kişi özgüven sorunu yaşadığını ifade edebilir.
Ancak birinin yaşadığı durum görünmezlik kimliğinden kaynaklanırken, diğerinin yaşadığı durum değersizlik organizasyonundan kaynaklanabilir.
Dışarıdan bakıldığında sorun aynıdır.
Fakat sistem farklıdır.
Bu nedenle NSP’de standart çözümler yerine organizasyona uygun müdahale anlayışı benimsenmektedir.
Çünkü doğru teknikten önce doğru organizasyonu görmek gerekir.
Bütün NSP protokolleri üç temel ilke üzerine kurulmuştur.
Birinci İlke: Sonuca Değil Organizasyona Odaklanmak
NSP açısından görünen sorun çoğu zaman gerçek sorun değildir.
Kaygı sonuç olabilir.
Erteleme sonuç olabilir.
Öfke sonuç olabilir.
Bağımlılık sonuç olabilir.
İlişki çatışmaları sonuç olabilir.
Önemli olan bu sonuçları üreten organizasyonu görebilmektir.
Bu nedenle NSP protokolleri belirtileri değil, belirtileri oluşturan sistemi hedeflemektedir.
İkinci İlke: Öz Bilinç Merkezli Çalışmak
NSP’nin diğer birçok yaklaşımdan ayrıldığı temel noktalardan biri budur.
NSP yalnızca düşünceyle çalışmaz.
Yalnızca duygu ile çalışmaz.
Yalnızca davranışla da çalışmaz.
NSP insanın kendisini nasıl deneyimlediğiyle çalışır.
Çünkü insan yaşamını büyük ölçüde öz bilinç organizasyonuna göre kurmaktadır.
Bu nedenle bütün protokollerin merkezinde öz bilinç bulunmaktadır.
Üçüncü İlke: Kimlik Düzeyinde Dönüşüm Oluşturmak
Davranış değişikliği önemli olabilir.
Ancak kalıcı dönüşüm için yeterli değildir.
NSP açısından asıl amaç kimlik organizasyonunda dönüşüm oluşturmaktır.
Çünkü insan çoğu zaman yaptığı şeylere göre değil, kendisini kim olarak deneyimlediğine göre yaşamaktadır.
Kimlik değiştiğinde davranışlar da değişmeye başlamaktadır.
NSP protokolleri genel olarak altı temel müdahale alanı üzerinde yapılandırılmıştır.
Bu protokoller olaylara yüklenen anlamları incelemektedir.
Çünkü birçok yaşam sonucu yaşanan olaylardan değil, olaylara yüklenen anlamlardan beslenmektedir.
Bu alanda korku, öfke, suçluluk, utanç, değersizlik ve benzeri duygusal yapılar ele alınmaktadır.
Amaç duyguyu bastırmak değil, duygusal organizasyonu anlamaktır.
Bu protokoller beden üzerinde taşınan kayıtların değerlendirilmesine yöneliktir.
Çünkü bazı organizasyonlar yalnızca düşünsel düzeyde değil, bedensel düzeyde de yaşamaya devam etmektedir.
NSP’nin merkez çalışma alanlarından biridir.
Kişinin kendisini nasıl deneyimlediği incelenmektedir.
Birçok yaşam sonucu doğrudan bu alanla ilişkilidir.
Kimlik düzeyinde çalışan protokoller bireyin yaşamını yöneten temel organizasyonları görünür hale getirmeyi amaçlamaktadır.
Bu alanda tekrar eden yaşam örüntüleri incelenmektedir.
İlişkiler…
Başarı deneyimleri…
Sabotaj davranışları…
Kaçınma örüntüleri…
ve tekrar eden yaşam sonuçları değerlendirilmektedir.
NSP Protokollerinin Uygulama Akışı
NSP protokolleri genel olarak belirli bir çalışma mantığı içerisinde ilerlemektedir.
Aşama 1: Organizasyonun Belirlenmesi
Görünen sonucun arkasındaki sistem anlaşılmaya çalışılır.
Aşama 2: Organizasyonun Haritalandırılması
Sistemi oluşturan bileşenler görünür hale getirilir.
Aşama 3: Dönüşüm Noktasının Tespiti
Değişimin hangi alandan başlayacağı belirlenir.
Aşama 4: Müdahale Süreci
Belirlenen organizasyon alanında dönüşüm çalışmaları gerçekleştirilir.
Aşama 5: Entegrasyon
Oluşan dönüşümün yaşamla bütünleşmesi sağlanır.
NSP Teknik Mimarisinin Temel Felsefesi
Burada tekrar altını çizmek istediğim önemli bir nokta bulunmaktadır.
NSP’nin amacı insanlara yeni davranışlar öğretmek değildir.
NSP’nin amacı insanlara telkin vermek değildir.
NSP’nin amacı insanları belirli düşüncelere ikna etmek de değildir.
NSP’nin amacı insanın kendi iç organizasyonunu görünür hale getirmesine yardımcı olmak ve bu organizasyonlarda dönüşüm oluşturabilmektir.
Bu nedenle NSP uygulayıcısı çözüm veren kişi değildir.
NSP uygulayıcısı sistemin görünür hale gelmesine yardımcı olan kişidir.
Çünkü kalıcı dönüşüm dışarıdan yüklenmez.
Kalıcı dönüşüm içeride oluşur.
NSP Temel Müdahale Protokolleri, insan değişimini uygulama düzeyinde ele alan sistematik bir çerçeve sunmaktadır.
Bu protokoller; anlam organizasyonlarından öz bilinç yapılarına, kimlik organizasyonlarından yaşam döngülerine kadar uzanan geniş bir çalışma alanını kapsamaktadır.
Böylece NSP, yalnızca insanı açıklayan bir model olmaktan çıkarak insan yaşamında dönüşüm oluşturmayı amaçlayan bütüncül bir uygulama sistemi haline gelmektedir.
Bu noktadan sonra ele alınacak bölümlerde NSP’nin özgün müdahale protokolleri ayrıntılı olarak incelenecek ve her protokolün kuramsal dayanakları ile uygulama süreçleri sistematik biçimde açıklanacaktır.
Çünkü insanı anlamak dönüşümün başlangıcıdır.