Yıllar boyunca insan davranışlarını, değişim süreçlerini ve yaşam döngülerini incelerken dikkatimi çeken önemli gerçeklerden biri şuydu:
İnsan yalnızca yaşadıklarıyla şekillenmez.
İnsan aynı zamanda yaşadıklarına verdiği anlamlarla da şekillenir.
Daha da önemlisi, insan yalnızca yaşadıklarına verdiği anlamlarla değil, o anlamları taşıyan kelimelerle de yaşamını organize eder.
Bazı insanlar yıllarca aynı kelimeleri tekrar eder.
“Yapamam.”
“Ben zaten böyleyim.”
“Beni kimse anlamıyor.”
“Hep aynı şey beni buluyor.”
“Ben yeterince iyi değilim.”
Bu cümleler ilk bakışta yalnızca birer ifade gibi görünebilir.
Ancak yıllar boyunca yaptığım gözlemler bana şunu göstermiştir:
Bazı kelimeler yalnızca bir düşünceyi ifade etmez.
Bazı kelimeler aynı zamanda bir organizasyonu taşır.
Bazı kelimeler yalnızca anlam üretmez.
Bazı kelimeler duygu üretir.
Bazı kelimeler bedensel organizasyonları etkiler.
Bazı kelimeler öz bilinç deneyimini şekillendirir.
Bazı kelimeler ise kimlik organizasyonlarının taşıyıcısı haline gelir.
İşte NSP Kelime–Anlam–Somatik Etkileşim Kuramı bu gözlemlerden doğmuştur.
Geleneksel bakış açısında kelimeler çoğunlukla iletişim araçları olarak değerlendirilmektedir.
NSP açısından ise kelimeler yalnızca iletişim araçları değildir.
Kelimeler aynı zamanda organizasyon taşıyıcılarıdır.
Çünkü insan zihni dünyayı yalnızca deneyimlerle değil, deneyimlere verdiği isimlerle de anlamlandırmaktadır.
Bir olay yaşanır.
O olaya bir anlam verilir.
O anlam bir kelimeyle ifade edilir.
Zaman içerisinde kelime, anlamın taşıyıcısı haline gelir.
Bazı durumlarda ise kelime yalnızca anlamı taşımakla kalmaz, anlamı yeniden üretmeye başlar.
İşte NSP açısından kelimelerin gücü burada ortaya çıkmaktadır.
NSP’nin temel varsayımlarından biri şudur:
İnsan doğrudan olaylara değil, olaylara verdiği anlamlara tepki vermektedir.
Aynı olay iki farklı insan tarafından tamamen farklı biçimlerde deneyimlenebilir.
Çünkü olay aynı olsa bile verilen anlam farklı olabilir.
Verilen anlam farklı olduğunda ise ortaya çıkan organizasyon da farklılaşabilir.
Bu nedenle NSP açısından anlam, insan deneyiminin merkezinde yer almaktadır.
Ancak anlam soyut bir yapı olarak kalmaz.
Çoğu zaman kelimeler aracılığıyla organize edilir.
Bu nedenle NSP açısından kelimeler ile anlamlar arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır.
Bazı kelimeler belirli duygusal deneyimlerle ilişki geliştirebilir.
Bir insan için “başarı” kelimesi heyecan oluşturabilir.
Bir başkası için baskı oluşturabilir.
Bir insan için “evlilik” kelimesi güven hissi uyandırabilir.
Bir başkası için kaygı uyandırabilir.
Bu durum kelimelerin kendisinden çok, bireyin o kelimeyle ilişkilendirdiği organizasyonlarla ilgilidir.
NSP açısından kelimeler ve duygular arasında doğrudan değil, organizasyonel bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nedenle aynı kelime farklı bireylerde farklı duygusal deneyimler oluşturabilir.
NSP’nin en önemli varsayımlarından biri de budur.
Bazı kelimeler yalnızca düşünce ve duygu düzeyinde etkiler oluşturmaz.
Bazı kelimeler bedensel organizasyonları da etkileyebilir.
İnsan belirli bir kelimeyi duyduğunda veya tekrar ettiğinde:
* Nefesi değişebilir.
* Kas tonusu değişebilir.
* Duruşu değişebilir.
* Bedensel gerilim artabilir veya azalabilir.
* Temas kurma eğilimi değişebilir.
Burada önemli olan nokta şudur:
NSP kelimelerin tek başına büyülü bir güce sahip olduğunu ileri sürmez.
Ancak bazı kelimelerin bireyin mevcut organizasyonlarını harekete geçirebildiğini varsayar.
Bu nedenle kelimeler nöro-somatik organizasyonların tetikleyicileri haline gelebilir.
Bu kitabın önceki bölümlerinde öz bilinç kavramını ayrıntılı olarak ele aldım.
Öz bilinç, bireyin kendisini nasıl deneyimlediğiyle ilgilidir.
Ancak birey kendisini yalnızca deneyimleriyle değil, kendisi hakkında kullandığı kelimelerle de deneyimlemektedir.
Bir insan sürekli olarak:
“Ben yetersizim.”
“Ben görünmezim.”
“Ben başarısızım.”
Şeklinde ifadeler kullanıyorsa, bu ifadeler zaman içerisinde öz bilinç organizasyonlarını etkileyebilir.
Benzer şekilde:
“Ben öğrenebilirim.”
“Ben gelişebilirim.”
“Ben değişebilirim.”
Şeklindeki ifadeler de farklı organizasyonlara katkı sağlayabilir.
Bu nedenle NSP açısından kelimeler öz bilinç deneyiminin önemli bileşenlerinden biridir.
Kelime ve Kimlik Organizasyonu
Kimlik büyük ölçüde anlatılar üzerine kurulmaktadır.
İnsan kim olduğunu yalnızca yaşamaz.
Aynı zamanda anlatır.
Kendisine anlatır.
Başkalarına anlatır.
Yaşamına anlatır.
Bu anlatıların temel yapı taşları ise kelimelerdir.
Bir insan yıllarca kendisini belirli kelimelerle tanımlayabilir.
Bu kelimeler zaman içerisinde kimlik organizasyonlarının bir parçası haline gelebilir.
Bu nedenle NSP açısından kimlik yalnızca deneyimlerin sonucu değildir.
Kimlik aynı zamanda kullanılan kelimeler ve oluşturulan anlam sistemleriyle de ilişkilidir.
Yıllar boyunca yaptığım çalışmalar sırasında bazı kelimelerin bireylerin yaşamında tekrar tekrar ortaya çıktığını gözlemledim.
Örneğin:
* Yetersizlik
* Mecburiyet
* Korku
* Suçluluk
* Fedakârlık
* Görünmezlik
* Değersizlik
* Yalnızlık
Gibi kelimeler bazı bireylerin yaşam organizasyonlarında merkezi yer tutabiliyordu.
NSP açısından bu tür kelimeler yalnızca dilsel ifadeler değildir.
Bu kelimeler aynı zamanda organizasyonel kelimeler olarak değerlendirilebilir.
Çünkü bireyin yaşamını anlamlandırma biçiminin önemli parçalarını oluşturabilirler.
NSP açısından insan deneyimi aşağıdaki organizasyon içerisinde değerlendirilebilir:
Kelime → Anlam → Duygusal Organizasyon → Somatik Organizasyon → Öz Bilinç Deneyimi → Kimlik Organizasyonu → Davranış → Yaşam Sonuçları
Bu süreç tek yönlü değildir.
Yaşam sonuçları da yeni anlamlar oluşturabilir.
Yeni anlamlar yeni kelimeleri güçlendirebilir.
Bu nedenle NSP açısından insan deneyimi sürekli çalışan bir organizasyon döngüsü olarak değerlendirilmektedir.
NSP’nin temel varsayımlarından biri şudur:
İnsan yaşamındaki bazı değişimler yalnızca davranış düzeyinde başlamaz.
Bazı değişimler anlam düzeyinde başlar.
Bazı değişimler ise bireyin kendisiyle kurduğu dilsel ilişki düzeyinde başlar.
Bu nedenle NSP açısından değişim çalışmalarında kullanılan dil önemlidir.
Çünkü dil yalnızca iletişim kurmaz.
Dil aynı zamanda organizasyon oluşturabilir.
Dil organizasyonları sürdürebilir.
Ve bazı durumlarda organizasyonların dönüşümüne de katkı sağlayabilir.
NSP Kelime–Anlam–Somatik Etkileşim Kuramı, insan deneyiminin yalnızca yaşanan olaylarla değil, bu olaylara verilen anlamlar ve bu anlamları taşıyan kelimeler aracılığıyla da şekillendiğini öne sürmektedir.
Bu kurama göre kelimeler yalnızca iletişim araçları değildir.
Kelimeler aynı zamanda duygusal, somatik, öz bilinçsel ve kimliksel organizasyonların taşıyıcıları olabilir.
Bu nedenle insanı anlamak yalnızca yaşadıklarını anlamak değildir.
İnsan aynı zamanda yaşadıklarını hangi kelimelerle tanımladığını da anlamaktır.
Çünkü bazı durumlarda insanı değiştiren şey yaşadığı olaylar değil, o olayları hangi anlamlarla ve hangi kelimelerle yaşamaya devam ettiğidir.
NSP’nin kelime–anlam–somatik yaklaşımının temelinde de bu anlayış bulunmaktadır.