Bağımlılık, insan davranışlarını anlamaya çalışan disiplinlerin en karmaşık çalışma alanlarından biridir. Geleneksel yaklaşımlar bağımlılığı kimi zaman biyolojik süreçlerle, kimi zaman öğrenme mekanizmalarıyla, kimi zaman da çevresel koşullarla açıklamaya çalışmıştır.
Bununla birlikte bağımlılık davranışlarının yalnızca tek bir değişken üzerinden açıklanması çoğu zaman yetersiz kalmaktadır.
Çünkü bağımlılık yalnızca kullanılan maddeyle, gerçekleştirilen davranışla veya alışkanlıkla sınırlı değildir.
Birçok durumda bağımlılık, bireyin yaşamında belirli bir işlev üstlenmektedir.
Bazı bağımlılıklar geçici rahatlama sağlamaktadır.
Bazıları duygusal acıdan uzaklaşmaya hizmet etmektedir.
Bazıları yalnızlık hissini azaltmaktadır.
Bazıları ise bireyin kendisiyle kurduğu ilişkiyi düzenleme girişimi olarak ortaya çıkabilmektedir.
NSP açısından bağımlılık davranışları yalnızca tekrarlanan bir eylem değildir.
Bağımlılık; nörolojik işlemleme, somatik organizasyon, duygusal düzenleme girişimleri, öz bilinç değerlendirmeleri, kimlik yorumları ve davranışsal tekrarların karşılıklı etkileşimi sonucunda ortaya çıkan çok katmanlı bir örüntü sistemidir.
Bu nedenle bağımlılığı anlamak için yalnızca bağımlı olunan nesneye veya davranışa değil, bağımlılığı sürdüren çok katmanlı organizasyona bakmak gerekmektedir.
NSP kuramına göre bağımlılık davranışları çoğu zaman bireyin yaşamında belirli bir ihtiyacı karşılamaktadır.
Bu ihtiyaç her zaman bilinçli olmayabilir.
Birey çoğu zaman bağımlı olduğu davranışın neden bu kadar güçlü hale geldiğini açıklayamayabilir.
Ancak davranışın sürmesi, o davranışın sistem içerisinde belirli bir işlev gördüğünü düşündürmektedir.
NSP açısından bağımlılık;
Yalnızca haz arayışı değil,
Yalnızca irade eksikliği değil,
Yalnızca biyolojik bir süreç değil,
Aynı zamanda bireyin çok katmanlı sisteminin oluşturduğu bir uyum girişimi olarak değerlendirilmektedir.
Bu nedenle bağımlılık davranışları çoğu zaman çözüm olmaya çalışırken yeni sorunlar üreten örüntüler şeklinde ortaya çıkmaktadır.
NSP açısından bağımlılık örüntülerinin başlangıç noktalarından biri nörolojik işlemleme süreçleridir.
İnsan beyni yaşamı boyunca deneyimlerinden öğrenmektedir.
Rahatlama sağlayan,
Ödül hissi oluşturan,
Acıyı azaltan,
Gerginliği düşüren
Deneyimler sinir sistemi tarafından önemli olarak işaretlenebilmektedir.
Bu nedenle belirli davranışlar zamanla güçlü nörolojik çağrışımlar oluşturmaktadır.
Birey stres yaşadığında zihnin otomatik olarak belirli davranışlara yönelmesi bu öğrenme süreçleriyle ilişkili olabilir.
NSP açısından bağımlılık yalnızca davranışın kendisinden değil, davranışın sinir sistemi tarafından hangi anlamlarla ilişkilendirildiğinden etkilenmektedir.
Bağımlılık davranışlarının önemli bir bölümü bedensel deneyimlerle ilişkilidir.
Birçok birey bağımlılık davranışını gerçekleştirmeden önce belirli bir bedensel gerginlik yaşamaktadır.
Huzursuzluk,
Gerilim,
İç sıkıntısı,
Boşluk hissi,
Bedensel rahatsızlık
Gibi deneyimler ortaya çıkabilmektedir.
Davranış gerçekleştirildiğinde ise geçici bir rahatlama yaşanabilmektedir.
NSP açısından bu rahatlama yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda somatik bir deneyimdir.
Bu nedenle beden bağımlılık döngüsünün pasif bir sonucu değil, aktif bir bileşeni olarak değerlendirilmektedir.
Birçok bağımlılık davranışı duygusal düzenleme işlevi görmektedir.
Birey;
* yalnızlık hissinden,
* kaygıdan,
* utançtan,
* değersizlik duygusundan,
* öfkeden,
* umutsuzluktan
Uzaklaşmak amacıyla belirli davranışlara yöneliyor olabilir.
Bu noktada bağımlılık davranışı, bireyin duygusal yükünü azaltan geçici bir araç haline gelebilmektedir.
Ancak bu rahatlama çoğu zaman kısa sürelidir.
Davranış sona erdiğinde birey yeniden aynı duygusal durumlarla karşılaşabilmektedir.
Bu durum bağımlılık döngüsünün güçlenmesine katkı sağlayabilmektedir.
NSP açısından bağımlılıkların önemli bir bölümü, duygusal düzenleme girişimlerinin işlevsiz hale gelmiş biçimleri olarak değerlendirilebilir.
Bağımlılık davranışlarında öz bilinç katmanı özel bir öneme sahiptir.
Çünkü birey çoğu zaman yaptığı davranışın sonuçlarını bilmektedir.
Davranışın zararlarını fark etmektedir.
Buna rağmen davranışı sürdürmektedir.
Bu durum birey içerisinde önemli bir içsel çatışma oluşturabilmektedir.
Kişi zamanla şu değerlendirmeleri yapmaya başlayabilmektedir:
“Bu davranışı bırakamıyorum.”
“Kendime hâkim olamıyorum.”
“Ben zayıf biriyim.”
“İrade gösteremiyorum.”
Bu değerlendirmeler bağımlılık davranışından bağımsız yeni psikolojik yükler oluşturmaktadır.
NSP açısından bağımlılık yalnızca davranışın kendisini değil, davranışın bireyin kendisini değerlendirme biçimi üzerindeki etkilerini de içermektedir.
Tekrarlayan öz değerlendirmeler zamanla kimlik organizasyonunu etkileyebilmektedir.
Başlangıçta yalnızca belirli bir davranışa ilişkin olan değerlendirmeler daha sonra bireyin kendisini tanımlama biçimine dönüşebilmektedir.
Örneğin:
“Bu davranışı kontrol etmekte zorlanıyorum.”
İfadesi zamanla,
“Ben bağımlı bir insanım.”
Yorumuna dönüşebilmektedir.
NSP açısından bu dönüşüm kritik öneme sahiptir.
Çünkü davranış geçici olabilirken, kimlik yorumları daha kalıcı hale gelebilmektedir.
Kimlik düzeyinde oluşan bu organizasyon bireyin gelecekteki davranış seçimlerini etkileyebilmekte ve örüntünün sürmesine katkıda bulunabilmektedir.
Davranış katmanı bağımlılık örüntüsünün dışarıdan gözlenebilen bölümünü oluşturmaktadır.
Madde kullanımı,
Aşırı dijital tüketim,
Kumar davranışları,
Kompulsif alışveriş,
İlişki bağımlılığı,
Aşırı onay arayışı
Gibi birçok davranış bu düzeyde gözlenebilmektedir.
NSP açısından önemli olan nokta, davranışın kendisinden çok davranışın sistem içerisindeki işlevidir.
Çünkü aynı davranış farklı bireylerde farklı ihtiyaçları karşılıyor olabilir.
Bu nedenle davranışın görünen biçiminden önce davranışı sürdüren çok katmanlı sistemin anlaşılması gerekmektedir.
NSP açısından bağımlılık davranışları aşağıdaki örüntü üzerinden güçlenebilmektedir:
İçsel Gerginlik
↓
Bedensel Rahatsızlık
↓
Duygusal Yük
↓
Rahatlama Arayışı
↓
Bağımlılık Davranışı
↓
Geçici Rahatlama
↓
Öz Değerlendirme
↓
Kimlik Yorumu
↓
Yeni Gerginlik
↓
Döngünün Güçlenmesi
Bu süreç tekrarlandıkça davranış yalnızca bir alışkanlık olmaktan çıkarak çok katmanlı bir örüntü sistemine dönüşebilmektedir.
Yoğun iş stresi yaşayan bir bireyi ele alalım.
Gün içerisinde artan gerginlik bedensel huzursuzluk oluşturmaktadır.
Bu huzursuzluk duygusal yükü artırmaktadır.
Birey rahatlama ihtiyacı hissetmektedir.
Belirli bir davranış geçici rahatlama sağlamaktadır.
Ancak daha sonra birey bu davranışı sürdürdüğü için kendisini eleştirmeye başlamaktadır.
Öz bilinç düzeyindeki bu eleştiriler zamanla kimlik düzeyinde olumsuz yorumlar oluşturmaktadır.
Bu yorumlar yeni stres kaynakları yaratmakta ve birey yeniden aynı davranışa yönelmektedir.
Bu örnek bağımlılık davranışlarının çok katmanlı organizasyonunu göstermektedir.
Hipotez 1:
Somatik gerginlik düzeyi arttıkça bağımlılık davranışına yönelme olasılığı artmaktadır.
Hipotez 2:
Olumsuz öz değerlendirme düzeyi arttıkça bağımlılık davranışlarının sıklığı artmaktadır.
Hipotez 3:
Kimlik düzeyindeki olumsuz genellemeler bağımlılık örüntülerinin sürdürülmesiyle ilişkilidir.
Hipotez 4:
Duygusal düzenleme güçlükleri ile bağımlılık davranışları arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır.
Hipotez 5:
Öz bilinç düzeyindeki değişimler bağımlılık davranışlarının azalmasını yordamaktadır.
NSP açısından bağımlılık davranışları yalnızca alışkanlıklar veya irade sorunları olarak değerlendirilemez.
Bağımlılık; nörolojik işlemleme, somatik organizasyon, duygusal düzenleme girişimleri, öz bilinç değerlendirmeleri, kimlik yorumları ve davranışsal tekrarların karşılıklı etkileşimi sonucunda oluşan çok katmanlı bir örüntüdür.
Bu nedenle bağımlılık davranışlarının anlaşılması için yalnızca görünen davranışlara değil, davranışı sürdüren sistemler arasındaki ilişkilere de bakılması gerekmektedir.
NSP’nin çok katmanlı modeli, bağımlılık davranışlarını bu bütüncül perspektif içerisinde açıklamayı amaçlamaktadır.