İnsan yaşamı boyunca kayıp, hayal kırıklığı, başarısızlık, reddedilme, ayrılık ve belirsizlik gibi birçok zorlayıcı deneyimle karşılaşabilmektedir.
Bu deneyimlerin ardından ortaya çıkan üzüntü, keder ve duygusal geri çekilme tepkileri insan doğasının doğal parçalarıdır.
Ancak bazı durumlarda bu yaşantılar geçici duygusal tepkilerin ötesine geçerek bireyin yaşam enerjisini, motivasyonunu, umut duygusunu ve davranışsal etkinliğini etkileyen daha kapsamlı örüntülere dönüşebilmektedir.
NSP açısından depresif yaşantı yalnızca bir duygu durumu değildir.
Depresif yaşantı; nörolojik işlemleme, somatik organizasyon, duygusal deneyim, öz bilinç değerlendirmeleri, kimlik yorumları ve davranışsal seçimlerin karşılıklı etkileşimi sonucunda ortaya çıkan çok katmanlı bir örüntü olarak değerlendirilmektedir.
Bu nedenle depresif yaşantının anlaşılması için yalnızca görünen belirtilerin değil, bu belirtileri oluşturan sistemlerin de incelenmesi gerekmektedir.
NSP’ye göre depresif yaşantının merkezinde yalnızca üzüntü bulunmamaktadır.
Çoğu zaman bireyin yaşam olaylarını yorumlama biçimi, geleceğe ilişkin beklentileri, kendisi hakkındaki değerlendirmeleri ve davranışsal örüntüleri bu deneyimin oluşumunda birlikte rol oynamaktadır.
Bu nedenle depresif yaşantı tek bir katmanda oluşan bir durum değil; çok katmanlı bir organizasyonun sonucudur.
NSP açısından birey yaşadığı olayları doğrudan deneyimlemez.
Olaylar sinir sistemi tarafından seçilir, işlenir ve anlamlandırılır.
Depresif yaşantı içerisinde bulunan bireylerde dikkat sisteminin olumsuz uyaranlara karşı daha hassas hale gelebileceği varsayılmaktadır.
Bu durumda birey;
* başarısızlıkları,
* kayıpları,
* eksiklikleri,
* tehditleri
Daha kolay fark etmeye başlayabilir.
Buna karşılık olumlu deneyimler aynı yoğunlukta işlenmeyebilir.
NSP açısından bu durum bireyin gerçekliği değil, gerçekliğin belirli yönlerini öncelikli olarak deneyimlemesine yol açabilmektedir.
Depresif yaşantının önemli özelliklerinden biri bedensel organizasyondaki değişimlerdir.
Birey;
* enerji düşüklüğü,
* hareket isteğinde azalma,
* bedensel yorgunluk,
* fiziksel ağırlık hissi
Yaşayabilmektedir.
NSP açısından bu belirtiler yalnızca sonucun göstergeleri değildir.
Bedensel organizasyon davranış üretim süreçlerini doğrudan etkileyebilmektedir.
Enerjisi azalan birey daha az hareket edebilir.
Daha az hareket eden birey daha az deneyim yaşayabilir.
Daha az deneyim yeni öğrenme fırsatlarını azaltabilir.
Bu durum depresif örüntünün sürdürülmesine katkı sağlayabilir.
Duygusal düzeyde depresif yaşantı çoğu zaman;
* üzüntü,
* keder,
* umutsuzluk,
* çaresizlik,
* boşluk hissi
İle ilişkilendirilmektedir.
NSP açısından önemli olan nokta, bireyin yaşadığı olaylara yüklediği anlamların duygusal deneyimleri şekillendirmesidir.
Benzer yaşam olayları farklı bireylerde farklı duygusal sonuçlar oluşturabilmektedir.
Bu nedenle depresif yaşantı yalnızca dışsal olaylarla değil, bu olayların anlamlandırılmasıyla da ilişkilidir.
NSP kuramında öz bilinç katmanı merkezi öneme sahiptir.
Depresif yaşantı içerisindeki birey yalnızca üzülmez.
Aynı zamanda yaşadığı durumları kendisi hakkında yorumlamaya başlar.
Bu yorumlar çoğu zaman şu biçimlerde ortaya çıkabilir:
“Yeterince iyi değilim.”
“Başaramıyorum.”
“Değersizim.”
“Hayatımın kontrolü bende değil.”
Bu değerlendirmeler zamanla bireyin kendisini algılama biçimini etkileyebilmektedir.
NSP açısından depresif yaşantının derinleşmesinde öz bilinç düzeyindeki değerlendirmeler önemli rol oynamaktadır.
Tekrarlayan öz değerlendirmeler zamanla kimlik yorumlarına dönüşebilmektedir.
Başlangıçta yalnızca belirli olaylara yönelik olan değerlendirmeler, zaman içerisinde daha genel benlik tanımlarına dönüşebilir.
Örneğin:
“Bu konuda başarısız oldum.”
İfadesi,
“Ben başarısız bir insanım.”
Yorumuna dönüşebilmektedir.
NSP açısından bu dönüşüm kritik öneme sahiptir.
Çünkü kimlik düzeyine yerleşen yorumlar bireyin gelecekteki davranışlarını ve yaşam beklentilerini etkileyebilmektedir.
Davranış düzeyinde depresif yaşantı çoğu zaman geri çekilme örüntüleriyle ilişkilidir.
Birey;
* sosyal etkinliklerden uzaklaşabilir,
* sorumluluklarını erteleyebilir,
* yeni girişimlerden kaçınabilir,
* daha az iletişim kurabilir.
Bu davranışlar kısa vadede bireyin zorlayıcı deneyimlerden uzaklaşmasını sağlayabilir.
Ancak uzun vadede yalnızlık, umutsuzluk ve pasiflik döngüsünü güçlendirebilir.
NSP açısından depresif yaşantı aşağıdaki örüntü üzerinden sürdürülebilmektedir:
Olumsuz Algısal Odak
↓
Bedensel Enerji Azalması
↓
Çökkün Duygusal Deneyim
↓
Olumsuz Öz Değerlendirme
↓
Kimliksel Genelleme
↓
Davranışsal Geri Çekilme
↓
Deneyim Alanının Daralması
↓
Olumsuz Algının Güçlenmesi
Bu döngü tekrarlandıkça örüntü daha kalıcı hale gelebilmektedir.
Örnek Vaka Analizi
Uzun süredir iş arayan bir bireyi ele alalım.
İş görüşmelerinde yaşadığı başarısızlıklar zamanla dikkatini yalnızca olumsuz sonuçlara yöneltmeye başlamaktadır.
Enerjisi azalmaktadır.
Umutsuzluk hissi artmaktadır.
Kendisini yetersiz olarak değerlendirmeye başlamaktadır.
Daha sonra bu değerlendirme kimlik düzeyinde “Ben zaten başarılı biri değilim” yorumuna dönüşmektedir.
Birey yeni başvurular yapmamaya başlamaktadır.
Bu davranış yeni fırsatların azalmasına yol açmakta ve mevcut inançlarını güçlendirmektedir.
Bu örnek, depresif yaşantının çok katmanlı organizasyonunu göstermektedir.
Hipotez 1:
Olumsuz öz değerlendirme düzeyi arttıkça davranışsal geri çekilme eğilimi artmaktadır.
Hipotez 2:
Kimlik düzeyindeki olumsuz genellemeler arttıkça umut düzeyi azalmaktadır.
Hipotez 3:
Davranışsal etkinlik düzeyi arttıkça depresif yaşantı belirtileri azalmaktadır.
Hipotez 4:
Somatik enerji algısı ile öz bilinç değerlendirmeleri arasında anlamlı ilişki bulunmaktadır.
NSP açısından depresif yaşantı yalnızca çökkün bir duygu durumu değildir.
Depresif yaşantı; nörolojik işlemleme, somatik organizasyon, duygusal deneyim, öz bilinç değerlendirmeleri, kimlik yorumları ve davranışsal seçimlerin karşılıklı etkileşimi sonucunda ortaya çıkan çok katmanlı bir örüntüdür.
Bu nedenle depresif yaşantının anlaşılması için yalnızca belirtilerin değil, belirtileri üreten sistemler arasındaki ilişkilerin de incelenmesi gerekmektedir.
NSP’nin çok katmanlı modeli, depresif yaşantıyı bu bütüncül perspektif içerisinde açıklamayı amaçlamaktadır.