Bu kitabın önceki bölümlerinde insanı anlamaya çalıştık.
İnsan davranışlarının görünen yüzünü değil, görünmeyen organizasyonlarını ele aldık.
Düşünceyi inceledik.
Duyguları inceledik.
Somatik kayıtları inceledik.
Öz bilinç ve kimlik yapılanmalarını değerlendirdik.
Şimdi ise farklı bir soruya cevap arayacağız
İnsan nasıl değişir
Bu soru, NSP kuramının merkezinde yer almaktadır.
Çünkü insanı anlamak önemli olmakla birlikte, değişimin nasıl gerçekleştiğini açıklayamayan hiçbir model tam anlamıyla tamamlanmış sayılmaz.
Yıllar boyunca yürüttüğüm çalışmalar sırasında dikkatimi çeken önemli bir gerçek vardı.
İnsanların büyük bir bölümü neyin yanlış olduğunu biliyordu.
Bazıları neden zorlandığını da biliyordu.
Bazıları çocukluk hikâyelerini ezbere anlatabiliyordu.
Bazıları korkularının nedenlerini açıklayabiliyordu.
Ancak bütün bu farkındalıklara rağmen yaşamlarında kalıcı değişim oluşmuyordu.
Bu durum beni önemli bir sonuca götürdü
Bir şeyi anlamak ile onu dönüştürmek aynı şey değildir.
NSP’nin ortaya çıkış nedenlerinden biri de budur.
Çünkü bilgi her zaman değişim üretmez.
Farkındalık her zaman dönüşüm üretmez.
İçgörü her zaman sonuç üretmez.
Gerçek değişim, insan sistemindeki organizasyonların yeniden yapılandırılmasıyla ortaya çıkar.
NSP’ye göre değişim bir davranışın yerine başka bir davranış koymak değildir.
Bir duyguyu bastırmak değildir.
Bir düşünceyi olumlu düşünceyle değiştirmek değildir.
Bir problemi yok saymak da değildir.
NSP açısından değişim, bireyin içsel organizasyonunda meydana gelen yeniden yapılanma sürecidir.
Bu yeniden yapılanma;
Düşünce sistemini,
Duygusal sistemi,
Somatik sistemi,
Öz bilinç organizasyonunu,
Kimlik yapılanmasını
Etkileyen bütüncül bir süreçtir.
Bu nedenle NSP değişimi doğrusal değil, sistemsel bir süreç olarak ele almaktadır.
Birçok insan değişmek istemesine rağmen değişmekte zorlanmaktadır.
NSP açısından bunun nedeni isteksizlik değildir.
Çoğu zaman sorun, sistemin mevcut organizasyonu koruma eğilimidir.
İnsan sistemi tanıdığı yapıları sürdürmek ister.
Bu yapılar kişiye zarar veriyor olsa bile sistem onları güvenli olarak algılayabilir.
Bu nedenle birçok kişi
Mutlu olmak ister ama mutsuzluk döngüsüne döner.
Başarılı olmak ister ama başarıdan uzaklaşır.
İlişki ister ama ilişkiden kaçar.
Değişim ister ama değişimden korkar.
Bu durum irade eksikliği değildir.
Bu durum organizasyon direncidir.
NSP açısından direnç, düşman değildir.
Direnç sistemin korumaya çalıştığı yapının işaretidir.
NSP değişimi bir olay olarak değil, bir süreç olarak ele alır.
Bu süreç beş temel aşamada açıklanabilir.
İnsan göremediği şeyi değiştiremez.
Bu nedenle değişim süreci öncelikle görünmeyen organizasyonların fark edilmesiyle başlar.
Sorunun kendisinden çok, sorunu üreten sistem görünür hale gelir.
Fark edilen organizasyonlar incelenmeye başlanır.
Birey yaşadığı sonuçların arkasındaki anlam yapılarını görmeye başlar.
Bu aşamada amaç suçlu bulmak değil, sistemi anlamaktır.
Sistemi ayakta tutan organizasyonlar etkisini kaybetmeye başlar.
Eski kayıtlar, eski anlamlar ve eski öz bilinç örüntüleri çözülmeye başlar.
Bu aşama dönüşümün başlangıç noktalarından biridir.
Boşalan alan yeni bir içsel organizasyonla yapılandırılır.
Öz bilinç sistemi yeni deneyimlere uyum sağlamaya başlar.
Kimlik organizasyonu yeniden şekillenmeye başlar.
Dönüşüm yalnızca içsel bir deneyim olarak kalmaz.
Davranışlara, ilişkilere, seçimlere ve yaşam tasarımına yansımaya başlar.
Gerçek değişim ancak bu aşamada yaşamın bir parçası haline gelir.
Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekir.
NSP’nin gücü tekniklerde değildir.
Teknikler yalnızca araçtır.
Asıl güç, insan sistemini açıklayan kuramsal modeldedir.
Çünkü aynı teknik farklı kuramsal temeller üzerinde tamamen farklı sonuçlar üretebilir.
Bu nedenle NSP teknikleri, öz bilinç ve kimlik organizasyonlarını temel alan bir değişim modelinin uygulama araçları olarak değerlendirilmelidir.
NSP açısından insan değişimi; bilgi vermekle, öğüt vermekle veya davranış değiştirmeye çalışmakla açıklanamaz.
Gerçek değişim, bireyin içsel organizasyonlarında meydana gelen yeniden yapılanma sürecidir.
Bu süreç düşünceyi, duyguyu, bedeni, öz bilinci ve kimliği birlikte etkileyen bütüncül bir dönüşüm alanı oluşturmaktadır.
Bu nedenle NSP yalnızca bir teknikler bütünü değildir.
NSP, insanın nasıl değiştiğini açıklamaya çalışan sistematik bir değişim modelidir.
Bu bölümden sonra NSP’nin değişim sürecinde kullandığı temel uygulama modelleri ve dönüşüm mekanizmaları ayrıntılı biçimde ele alınacaktır.